Kızılırmak Mah. Ufuk Üniversitesi Cad. No:7/26 (Silver Residence) Çukurambar/Çankaya /ANKARA
tr

SİGORTA RÜCUEN TAZMİNAT İSTEMİ – İŞYERİ SİGORTA POLİÇESİ GEREĞİ SİGORTALISINA ÖDEME YAPAN DAVACININ ÖDEDİĞİ BEDELİN, ZARARDAN SORUMLU OLDUĞU İDDİA EDİLEN DAVALILARDAN RÜCUEN TAHSİLİ İSTEMİ

  • SİGORTA RÜCUEN TAZMİNAT İSTEMİ – İŞYERİ SİGORTA POLİÇESİ GEREĞİ SİGORTALISINA ÖDEME YAPAN DAVACININ ÖDEDİĞİ BEDELİN, ZARARDAN SORUMLU OLDUĞU İDDİA EDİLEN DAVALILARDAN RÜCUEN TAHSİLİ İSTEMİ

 

1-Davalı tarafından, sözleşmenin anılan hükmü gereği sorumluluklarının en fazla 50.000 EURO ile sınırlı olduğu savunulmuş olmasına rağmen, sözleşmenin bu hükmü ile davalı yanın savunması üzerinde durulmamış ve bu hükmün somut olayda uygulanma imkanı olup olmadığı kararda tartışılmamıştır. Davacı sigortalısı ile davalı arasındaki sözleşmenin anılan hükmünün kararda tartışılmamış olması bozmayı gerektirmiştir.

 

2-Birleşen davada, davalı Lojistik Kira Hizmetlerti şirketine, sigortalıya ait malların depolandığı taşınmazın maliki olduğu gerekçesiyle husumet yöneltilmiştir. Davacının sigortalısı ile davalı arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmayıp, bina ve yapı eseri malikinin sorumluluğuna ilişkin Borçlar Kanunu hükümleri gereği davalının zarardan sorumlu olduğu iddia edilmektedir.

 

Davacı şirket, sigortalısının haklarına halef olarak davalıya husumet yönelttiğinden, sigortalı ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin kurallarına göre davalının sorumluluğunun belirlenmesi gerekir.

 

Davacı sigortalısı ile davalı arasında döviz cinsinden borç doğumuna yol açacak bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı; olay tarihi ( davalının sorumluluğunun doğduğu tarih ) itibariyle yürürlükte olan 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 58. maddesindeki bina malikinin sorumluluğu kuralları gereği davalının zarardan sorumlu olduğu dikkate alınarak; sorumlu olunan miktarın Türk Lirası cinsinden hüküm altına alınması gerektiği gözetilmediğinden, hukukun yanlış uygulanması nedeniyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

 

DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 16.06.2020 Salı günü davalı … AŞ. Vekili Av. … ile davalı … Lojistik Kiralama Hizmetleri İnşaat Taahhüt San Tic Ltd Şti. Vekili Av. … geldiler. Davacı tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalılar vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:

 

KARAR : Asıl davada, davacı vekili; davalı ile sigortalıları arasındaki depolama sözleşmesiyle davalının sigortalının emtiasını güvenli biçimde depolama hizmetini üstlendiğini davalı sorumluluğundaki depo çatısındaki giderlerin-çalışmaması nedeniyle biriken yağmur sularının çatının çökmesine neden olduğunu ve sigortalının emtiasında hasar oluştuğunu, davalının sözleşme hükümleri gereği zarardan sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 141.034,53 TL’nin 15.02.2013’ten işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

 

Birleşen davada, davacı vekili; sigortalıya ait emtianın depolandığı taşınmazın maliki olan davalının da bina yapım ve bakımındaki kusuru nedeniyle zarardan sorumlu olduğunu belirterek 59.927,99 Euro rücuen tazminatın 15.02.2013 tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

 

Davalılar vekilleri, yağış miktarı dikkate alındığında olayda mücbir sebep bulunduğunu ve illiyet bağının kesildiğini belirtip, kusur ve sorumluluk ile zarar miktarına itiraz ederek davanın reddini savunmuştur.

 

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; asıl davanın kabulüyle 141.034,53 TL’nin 15.02.2013 tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte ( birleşen dava davalısından tahsil edilecek miktarla tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ) davalıdan tahsiline; birleşen davanın kabulüyle 59.927,99 EURO tazminatın 15.02.2013’ten işleyecek yasal döviz faizi ile birlikte avans faizini geçmemek üzere ( asıl dava davalısından tahsil edilecek miktarla tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ) davalıdan tahsiline dair verilen hükme karşı, davalı … vekili ve davalı … Lojistik Kira Hizm. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

 

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı … vekili ve davalı … Lojistik Kira Hizm. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiştir.

 

1- )Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, istinaf mahkemesi kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; alınacak tedbirlerle oluşması önlenebilecek nitelikte olan, aşırı yağıştan kaynaklanan çatı çökmesi olayının mücbir sebep olarak kabul edilemeyecek olmasına; davaya konu edilen su hasarının oluşmasında davalıların kusur ve sorumluluk sebeplerini teknik verilerle açıklayan uzman bilirkişi heyeti raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemesine; zarardan müteselsilen sorumlu olan davalıların zararın tamamından sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; davalı … vekili ve davalı … Lojistik Kira Hizm. Ltd. Şti. vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

 

2- )Asıl ve birleşen dava, işyeri sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu iddia edilen davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir.

 

Davacının hem asıl hem de birleşen davadaki talebi, sigortalısına yaptığı ödemeyle TTK hükümlerine göre kazandığı halefiyet hakkına dayanmaktadır. Bu itibarla davacı, sigortalısının davalılara karşı olan haklarıyla ve sigortalı ile davalılar arasındaki hukuki ilişkinin ilkeleriyle sınırlı biçimde davalılardan talep hakkına sahiptir. Davalılar ile davacı sigortalısı arasındaki hukuki ilişkiye ilişkin bir kısıtlama ya da talep hakkını daraltan bir kuralın, halefiyet gereği hak sahibi olan davacı sigortacı yönünden de cari olacağı açıktır.

 

Asıl davanın davalısı olan DHL Lojistik Hizmetleri A.Ş. ile davacının sigortalısı arasında 01.04.2011 başlangıç tarihli “depo yönetim sözleşmesi” yapılmış olup sigortalı ile davalı arasındaki hak ve borçlar belirlenmiştir. Bu sözleşmenin 13.2. maddesinde “LSP’nin ( davalımız DHL ) yükümlülükleri ve bu sözleşmeden doğan tüm sorumluluğu ( kayıplarla ilgili olmak kaydıyla stok kayıp tolerans seviyesini aştıktan sonra ), diğer taraftan kusurlu eylemleri neticesinde yol açtığı her türlü ürün kayıp ve hasarı ile ilgili olarak VG-TR’a ( davacı sigortalısı ) olan ikame ( VGTR’nin kendi ürettiği ürünler için üretim maliyeti, satın aldığı ürünler için, üretim ve nakliye maliyeti ) bedeli uyarınca hesaplanan stok değerini aşmaması şartıyla, her bir olay ile ilgili olarak en fazla 50.000 EURO ile sınırlı tutulacaktır…” düzenlemesi yapılmıştır.

 

Davalı … tarafından, sözleşmenin anılan hükmü gereği sorumluluklarının en fazla 50.000 EURO ile sınırlı olduğu savunulmuş olmasına rağmen, sözleşmenin bu hükmü ile davalı yanın savunması üzerinde durulmamış ve bu hükmün somut olayda uygulanma imkanı olup olmadığı kararda tartışılmamıştır. Davacı sigortalısı ile davalı … arasındaki sözleşmenin anılan hükmünün kararda tartışılmamış olması bozmayı gerektirmiştir.

 

3- )Birleşen davada, davalı … Lojistik Kira Hizm. Ltd. Şti’ne, sigortalıya ait malların depolandığı taşınmazın maliki olduğu gerekçesiyle husumet yöneltilmiştir. Davacının sigortalısı ile davalı arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmayıp, bina ve yapı eseri malikinin sorumluluğuna ilişkin Borçlar Kanunu hükümleri gereği davalının zarardan sorumlu olduğu iddia edilmektedir.

 

Yukarıda açıklandığı üzere, davacı … şirketi, sigortalısının haklarına halef olarak davalıya husumet yönelttiğinden, sigortalı ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin kurallarına göre davalının sorumluluğunun belirlenmesi gerekir.

 

Davacı sigortalısı ile davalı arasında döviz cinsinden borç doğumuna yol açacak bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı; olay tarihi ( davalının sorumluluğunun doğduğu tarih ) itibariyle yürürlükte olan 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 58. maddesindeki bina malikinin sorumluluğu kuralları gereği davalının zarardan sorumlu olduğu dikkate alınarak; sorumlu olunan miktarın Türk Lirası cinsinden hüküm altına alınması gerektiği gözetilmediğinden, hukukun yanlış uygulanması nedeniyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

 

SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı … vekili ve davalı … Lojistik Kira Hizm. Ltd. Şti. vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin ve ( 3 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı … Lojistik Kira Hizm. Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 Sayılı HMK’nun 371/1-a maddesi gereğince, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA; aynı Kanun’un 373/2. maddesi uyarınca, dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, 2.540,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılara verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, 22.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. T.C. YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ – E. 2019/623 – K. 2020/3739 – T. 22.6.2020 – Avukat & Arabulucu Özkan ERTEKİN – www.ertekinhukuk.com.tr

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Hizmetlerimiz Hakkında Daha Fazla Bilgi Almak İçin Bizi Arayabilirsiniz:
1
Merhaba...
Size Nasıl Yardımcı Olabiliriz ?