Kızılırmak Mah. Ufuk Üniversitesi Cad. No:7/26 (Silver Residence) Çukurambar/Çankaya /ANKARA
tr

İŞ KAZASI İLE İLGİLİ MADDELER

İŞ KAZASI – 5510 SAYILI KANUN’UN “İŞ KAZASI VE MESLEK HASTALIĞI İLE HASTALIK BAKIMINDAN İŞVERENİN VE ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN SORUMLULUĞU” BAŞLIKLI 21. MADDESİ
İŞ KAZASI – İŞVERENİN ÖDEME YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN SINIRI
İŞ KAZASINDA KUSURUN BELİRLENMESİ
İŞ KAZASI – KUSUR RAPORU
İŞ KAZASI – İŞVERENİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ – – 6331 SAYILI KANUN’UN “RİSKLERDEN KORUNMA İLKELERİ” BAŞLIKLI 5. MADDESİ
İŞ KAZASI – 6331 SAYILI KANUN – “ÇALIŞANLARIN YÜKÜMLÜLÜKLERİ” BAŞLIKLI 19. MADDESİ
İŞ KAZASI – ULUSLARARASI ÇALIŞMA ÖRGÜTÜ ( ILO ) İLE DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ’NÜN ( WHO ) ORTAK KOMİSYONUNDA İŞÇİ SAĞLIĞININ ESASLARI
İŞ KAZASI – BORÇLAR KANUNUNUN 53. MADDESİ ( 6098 SAYILI KANUN’UN 74. MADDESİ ) – HUKUK HAKİMİ – KESİNLEŞEN CEZA MAHKEMESİ KARARINDAKİ MADDİ OLGU İLE BAĞLI İSE DE, KUSUR RAPORU VE ORANLARI İLE BAĞLI DEĞİLDİR
İŞ KAZASI – KUSUR RAPORLARINDA RİSK ANALİZ RAPORU ALINMASI ŞARTI
İŞ KAZASI – BAKİYE ÖMÜR TESPİTİ – 1931 TARHLİ PMF FRANSIZ YAŞAM TABLOSU – TRH2010 ULUSAL MORTALİTE TABLOSU – İLK PEŞİN SERMAYE DEĞERLERİNİN TESPİTİ

KARAR : I- )İSTEM

Dava, 22.03.2013 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle kazalıya bağlanan gelir ve ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinden oluşan Kurum zararının 5510 Sayılı Kanun’un 21. maddesi uyarınca tahsili talebidir.

II-CEVAP

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; … Kuvvetleri Komutanlığı İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda meydana gelen kazada iş verenin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, sigortalı işçinin iskeleye tırmanma esnasında tedbirsiz ve dikkatsiz davranması sonucu tamamen kendi kusuruyla düşerek iş kazası geçirdiğini, işverenin herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İşçiye tüm gerekli güvenlik ekipmanlarının verildiğini, gerekli iş güvenliği eğitimlerinin de düzenli olarak verildiğini, kazanın işçinin kendi kusuruyla meydana geldiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III-MAHKEME KARARI

A- )İLK DERECE MAHKEME KARARI

“Davanın kabulü ile, 65.302,84 TL bağlanan gelirin onay tarihinden itibaren, 1.625,80 TL geçici iş göremezlik ödeneğinin ödeme tarihinden itibaren, toplam 717,20 TL tedavi giderlerinin ayrı ayrı sarf tarihlerinden itibaren işleyecek Yasal faizleri ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.

B- )BAM KARARI

İstanbul Anadolu 19. İş Mahkemesi’nin 06/02/2018 tarihli, 2015/669 Esas – 2018/39 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan tarafların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Kanun’un 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine,” karar verilmiştir.

IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:

Davacı Kurum, davalıların %100 kusur üzerinden sorumlu olduklarını beyanla davaya konu kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı Kurum beyanla davaya konu kararın bozulmasını talep etmiştir.

V- )İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:

Davacı Kurum, 22.03.2013 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle kazalıya bağlanan gelir ve ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinden oluşan Kurum zararının tahsilini talep etmiş olup davanın yasal dayanağı 5510 Sayılı Kanununun 21e 76. maddeleridir.

5510 Sayılı Kanun’un “İş Kazası ve Meslek Hastalığı İle Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21. maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile işveren davalının, Kurumun rücu alacağından sorumluluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür.

Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller taktir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, tazminat davasında verilen kararın güçlü delil oluşturduğu hususu ile ceza davasında belirlenen maddi olguların bağlayıcı olacağı hususu da gözetilmek suretiyle sigortalı ile davalının ve varsa dava dışı kişilerin kusur oran ve aidiyetleri konusunda rapor alınması gereklidir.

Kusur raporlarının, 5510 Sayılı Kanun’un 21. maddesi, iş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Anılan Kanunlarda; İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar, denilmekte, böylece, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır;

6331 Sayılı Kanun’un “Risklerden korunma ilkeleri” başlıklı 5. maddesinde, İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde; “a )Risklerden kaçınmak. b )Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek. c )Risklerle kaynağında mücadele etmek. ç ) İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek. d )Teknik gelişmelere uyum sağlamak. e )Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek. f )Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek. g ) Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek. ğ ) Çalışanlara uygun talimatlar vermek.” ilkelerinin göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilirken,

Anılan Kanunun “Çalışanların yükümlülükleri” başlıklı 19. maddesinde, “Çalışanların, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlü oldukları ve çalışanların işveren tarafından verilen eğitim ve talimatlar doğrultusunda; a ) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını kurallara uygun şekilde kullanmak, bunların güvenlik donanımlarını doğru olarak kullanmak, keyfi olarak çıkarmamak ve değiştirmemek. b ) Kendilerine sağlanan kişisel koruyucu donanımı doğru kullanmak ve korumak. c ) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermek. ç ) Teftişe yetkili makam tarafından işyerinde tespit edilen noksanlık ve mevzuata aykırılıkların giderilmesi konusunda, işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak. d ) Kendi görev alanında, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak” yükümlülüğü bulunduğu belirtilmiştir.

Bu yasal düzenlemeler uyarınca iş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; maddi olayın özellikleri dikkate alınarak, ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.

Uluslararası Çalışma Örgütü ( ILO ) ile Dünya Sağlık Örgütü’nün ( WHO ) ortak Komisyonunda işçi sağlığının esasları: Bütün işkollarında işçinin fiziksel, ruhsal ve sosyo-ekonomik bakımdan sağlığını en üst düzeye çıkarmak ve bunun devamını sağlamak; çalışma şartları ve kullanılan zararlı maddeler nedeni ile işçi sağlığının bozulmasını engellemek; her işçiyi kendi fiziksel ve ruhsal yapısına uygun işte çalıştırmak; özet olarak işin işçiye ve işçinin işe uyumunu sağlamak olarak tanımlanmaktadır. Belirlenen amaçlara ulaşmak, dolayısıyla iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemek temel sorumluluktur. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.11.2006 gün ve E: 2006/10-696, K: 2006/704 Sayılı kararı ).

Borçlar Kanununun 53. maddesi ( 6098 Sayılı Kanun’un 74. maddesi ) hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlı ise de, kusur raporu ve oranları ile bağlı değildir. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle ceza mahkemesinde saptanacak maddi olayın yargısal bir kararla saptanmış olması gerçeğinin hukuk hakimini de bağlaması gerekir. Bu hal; Kamunun yargıya olan güveninin korunmasının bir gereği olduğu gibi, söz konusu Borçlar Kanununun 53. maddesinde öngörülen kuralın da doğal bir sonucudur.

Nitekim bu husus, Yargıtay’ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.02.2012 gün 2011/19-639 Esas, 2012/30 Kararı; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün ve 2009/4-13 Esas, 2009/12 Karar; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.04.2010 gün ve 2010/2-76 Esas, 2010/77 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere düşme, takipsizlik, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar kesinleşmiş mahkûmiyet kararları olarak kabul edilemeyecektir.

Dosyanın incelenmesinde, sigortalı- işçi … geçirdiği iş kazası ile ilgili hükme esas alınan kusur raporunda; üç kişilik A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı tarafından hazırlanan raporda davalının % 80 oranında kazalı işçinin % 20 oranında kusurlu olduğunun rapor edildiği, kusur raporlarında risk analiz raporu alınmadığı ,kaza tarihi gözetilerek Risk Analiz raporun celbi ile 6331 Sayılı yasa uyğun olarak ve madddi olgula teredddütsüz belirlenerek olayın gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden bu çerçevede yeniden uygun bir kusur raporu alınmalı, varılacak sonuca göre karar verilmelidir.

Uygulamada, sigortalının veya hak sahibinin bakiye ömürleri 1931 tarihli “PMF ( Population Masculine et Feminine )” Fransız yaşam tablosundan yararlanılmakta ise de; Başkanlık Hazine Müsteşarlığı, … Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, … Danışmanlık, … Üniversitesi ve … Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup Sosyal Güvenlik Kurumunun 2012/32 Sayılı Genelgesiyle de ilk peşin sermaye değerlerinin hesabında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda, ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 tablosunun bakiye ömrün belirlenmesinde nazara alınmalıdır. Mahkemece alınan hesap raporu yetersiz olup, gerçek zarar ile İlk Bağlanan peşin sermaye değerli gelirler belirlenip ve karşılaştırılarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hatalı şekilde belirlenen yöntemle karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. Dairemizin yeni hesap ilkeleri gözeltilmeli ve mukayese yapılarak yeniden alınacak hesap raporu dikkate alınarak sonuca göre karar verilmelidir.

Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilerek, bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır…. 21.09.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi. T.C. YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ – E. 2019/5184 – K. 2020/4678 – T. 21.9.2020

Avukat & Arabulucu Özkan ERTEKİN

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Hizmetlerimiz Hakkında Daha Fazla Bilgi Almak İçin Bizi Arayabilirsiniz:
1
Merhaba...
Size Nasıl Yardımcı Olabiliriz ?